ŞİİRLERİNİZ

Yayınevi olarak kültür ve sanata, gücümüz nispetinde, karınca kararınca verdiğimiz destek internet sitemiz aracılığıyla da devam ediyor. Mısraların gücünü ve büyüsünü keşfeden genç şair arkadaşlar, sözümüz ve desteğimiz bilhassa size... İşte sitemizin sizlere sağlayacağı imkânlardan birkaçı... Biliyoruz yazdığınız, gözünüzün bebeği gibi baktığınız şiirleriniz var ama onları yayımlayamıyor, dolayısıyla kimselerle paylaşamıyorsunuz. O hâlde fırsat, gönderin bize, sitemizde yayımlayalım, tabii editörlerimiz bir göz atıp değerlendirdikten sonra... Tüm bu gayretkeşliği bir yıl boyunca sürdürürseniz şayet, gönderdiğiniz şiirler bir kitabın daha doğrusu bir şiir antolojisinin sayfaları arasında yer alacak ve... Çalışmamız siz okurlardan ve şair arkadaşlardan tahminlerimiz doğrultusunda bir ilgi görür ise gelenekselleşerek bir ELİPS KİTAP KLASİĞİ hâlini alacak ve şiir adına kim bilir daha hangi hoşlukların habercisi olacak... <<<ŞİİR GÖNDERMEK İÇİN TIKLAYINIZ>>> ŞİİR BENİM HASRETİMDİR Şiir benim hasretimdir, huyumdur Şiir benim yıkandığım suyumdur Gül mevsimde cemre düşer şiire Şiir benim sığınağım, koyumdur Kâh âşık olur şiire susarım Kâh aşkı bulur şiire susarım Güzelde coşar şiirdir tasarım Şiir benim düğün, dernek, toyumdur Kendimden kaçsam şiirde dururum Aşkı, sevdayı şiirde bulurum Şah mısralarda yanar, kül olurum Şiir benim alevimdir, korumdur Şiir benim, ben şiirim Eleste Bazen ırak, bazen de bir nefeste Hak´ta olan hakkı haykıran seste Şiir benim dilimdeki gülümdür Sevgiyi tüketirim görünende Vuslat ikinin bir olması bende Bütün yollar dört bir yana gidende Şiir benim Bire çıkan yolumdur. İHSAN KURT ihsankurt66@hotmail.com DÜŞLERİM Efkâr bastı tepelerin başını, Dumanlar içinde kaldı düşlerim. Bilmediler hayalimi düşümü, Beni bir meçhule saldı düşlerim. Mecnun gibi, kerem gibi yaktılar Sol yanıma aşk okunu çaktılar Yıldız olup gecelerden aktılar Yeşermiş dallarda soldu düşlerim. Kıskanırdı; uçan kuştan, havadan, Ayırmazdı sevdiğini yuvadan, Dağdan kaçtı, sesi gelir ovadan, Saçını başını yoldu düşlerim. Hesap ettim, günler güne karıştı Riyakârlar riyalarda barıştı Göstermelik iltifatlar yarıştı Gecenin rengine doldu düşlerim. Feryat ettik, sesimizi kestiler, Meltem olup, denizlerden estiler, Türkümüzü duvarlara astılar, Yeni havaları çaldı düşlerim. Güneşimiz gökyüzünü sararken, Ellerimiz saçlarını tararken, Cümle âlem Kaytancı´yı ararken, Bitmez rüyalara daldı düşlerim. Ahmet KAYTANCI kaytanciahmet@hotmail.com DÜN GECE Saatin dilini bağlamış kader Anladım kendimden geçtim dün gece üzüldüm aklımı eyledim heder Gözümden kanlı yaş saçtım dün gece Döneleyip durdum umudum kırık Affa uğramayan suçtum düngece Doldu yüreğime sonsuz hıçkırık Gözümden kanlı yaş saçtım dün gece Eylemesin beni gönlünden azat Diyerek elimi açtım dün gece İster sar yaramı istersen tuz at Gözümden kanlı yaş saçtım dün gece Hüzün deryasında derine daldım Eşimden dostumdan kaçtım dün gece Hayaimde kaç kez kapını çaldım Gözümden kanlı yaş saçtım dün gece Hasretin harıyla kavruldu bağrım Ayrılık zehrini içtim dün gece Vurdu hislerime yâr diyen çağrın Gözümden kanlı yaş saçtım dün gece Ne elim iş tuttu ne ayağım yer Titerdi yüreğim uçtum dün gece Affeyle sevgili bir şans daha ver Gözümden kanlı yaş saçtım dün gece ÜMRAN TOKMAK umran-58@hotmail.com YORGUNLUĞUM Ey yorgunluğum fısılda bana hayatın en gizli sırlarını Götür beni bilinememiş değerlerin yurduna Ey yorgunluğum savaştır beni en güzel tanrılarla Taşır beni göklerin ötesine Unuttur bana insanlığın insansızlığını Ey yorgunluğum, ey yorgun insanlar Sesinizden süzülen bilgidir yüzlerinizdeki çizgiler Ey dünya, ah be dünya, donansan ya yorgun insanlarla, Ömrüm donansa yorgunluklarla Çizgilerim yol olsa yorulmaya razı olanlara DİLEK EROĞLU dilekeroglu@yahoo.com SORGULARDAYIM Kendimle bir hasbihal edecek oldugumda Beyhude geçmiş yıllar yazık yazık der bana Hesabını veremem çürüttüğüm ömrümün Boşuna akmışım der anlımdaki ter bana Ne bıraktın ardında adını yad edecek Bir fatiha okuyup ruhunu şad edecek Ne mucizeler indi seni irşad edecek Gafletin iziyim der ruhumdaki kir bana Hiç dehşete düştümü titreyip duyguların Bölündü mü sâlâ da o derin uykuların Yalan Dünya bir oyun sahnesiyken kulların Kötü rol benimsedim ahbap oldu şer bana Duymazmısın ezanlar günde beş kez okunur Ah üşengeç bedenim asi tavır takınır Ecel gelmiş arkamda omuzuma dokunur Faydasız gitmem demek kullanıyor zor bana Daracık yarın altı bir toprak gediğinde Başımı kaldırınca alnıma değdiğinde Münkir nekir dikilip Rabbin kim dediğinde Rabbim Allah diyecek kadar kudret ver bana İzanım korkulardan çatlasa da ne yazar Çiyanlar etlerimi kopartır azar azar Mezar taşım titreyip bir incecik ah sızar Gözünün önündeyken neden baktın kör bana Yarın ruz-i mahşerde hesaba çekilirken Günahlarım önüme yağarken dökülürken Güneş bir mızrak boyu tepeme dikilirken Ya Rahman defterimi sağ elimden ver bana ÜMRAN TOKMAK umran-58@hotmail.com SENİ AFFETTİRMEK İSTEDİM Seni affettirmek istedim; bana. Yalvardım,yakardım anlamıyordu. Bir kez daha olsun Affet, dedikçe Affetmek Allah\´\´a mahsus diyordu. Hani! \´\´çok seviyormuştun ya güya \´\´Onsuz yaşanası değildi Dünya\´\´ Biraz da damardan Girdim konuya... Tüm güzel sözlerin Dilini burdu! ... Hemen anıları saçtım ortaya Nedenli, niçinli Sualler sordu? \´\´Hiç mi güzel bir an\´\´... Diyecek, oldum Maziye geçersiz! damgası vurdu. Katısın! ...Kötüsün! ...diye bağırdım. Dosyanı getirip önüme koydu Fahiş faturalar Bir yana, dedi. Yüreğinden hala kan akıyordu. Çektiğin tetikte Parmak izlerin... Yıktığın hayalin resmini sundu... Hatırlattı; tekrar! Katlandı derdim... Dedimki: ben seni boş yere yerdim. Söküp at kalbinden o vefasızı Düşünüp taşınıp Sana hak verdim ÜMRAN TOKMAK umran-58@hotmail.com GİDİŞİNİ SAVUNMAK ZORUNDA OLMAK Gidişini savunmak zorunda olduğum duruşmaların ortasında Yargılanırken buldum kendimi. Sanki tek suçlusu bendim sonların. Çocukluğundan beri tüm oyunlarda kaybetmiş. Tüm misketlerini sokağın yaramaz çocuklarına kaptırmış kırgın bir adamım. Ve yargılanıyorum. Seni savunurken zamanın duruşmalarında. Ömrümde işkence izleri; Yargılanıyorum acımasızca. Şimdi varsın salsınlar beni sokağa. Özgürsün desinler. Hiç sevinemem bu azada. Soğuğun ortasında dururum acılarını sararak. Dizlerimde çocukluk yaraları. Acılarıma ağlamadan. Artık çıplaklığıma da utanarak. Dururum soğuğun ortasında. Kaçamam. Savunmak zorunda kalmaktan seni Her seferinde savunurken yargılanmaktan yorgun düştüm çünkü. Gidişini Savunmaktan Bıktım DOĞAN ÖZCAN zarathusta@hotmail.com UZAKLARDA Şimdi bir yağmur yağsa ağlıyorum sanırım. Hangi dağa baksam uzaklığıma ağlarmışım gibi Islatırım tüm sokakları. Şehrine yağarım. Gör diye coşkusunu sevgimin Çağıl çağıl çağlarım kapı önlerinde. Sen felaket dersin. Kapılarını, camlarını sıkı sıkı kapatırsın. Oysa ben o dağların ötesinde nasıl anlatabilirdim ki sevgimi sana? Nasıl gelebilirdim kapına? Şimdi bir güneş açsa hatırlıyorsun sanırım. Dağların arkasında görünürmüşsün gibi Derin bir özleme kapılırım. DOĞAN ÖZCAN zarathusta@hotmail.com GECENİN ÇIKMAZINDA GÖZLERİN Geceye bakar kalırım. Şehirde hangi ışıktasın? Nasıl bir kayıpsın ki bu kadar aşikâr Ama bir o kadar da belirsiz. Tüm geceyi sokak sokak dolaşırım. Beni bilirsin meydanların adamıyım. Gölgeleri sarhoş eden meyhane önlerinden geçerim. Sarhoş kokuların, Eğlenen ve bazen üzülen karmaşık insanların doldurduğu meyhanelerin. Seni ararken bir sokak lambasının gölgesinde soluklanırım. Kimbilir hangi bitişlere tanık olmuş bir sokak lambasının. Geceyi bitirmek üzereyken adımlarım ufka bakarım. Hangi ışığındasın şehrin? Şimdi nereye baksam bir ömürlük çaresizlik. Nereye baksam şimdi gecenin çıkmazında gözlerin DOĞAN ÖZCAN zarathusta@hotmail.com       BU SÜRE… Gök kızıl, gün doğmuş, gün batmış oralı değil ömür Barut kokusunda, ana duasında, kurt yalnızlığında sabır. El tetikte, dil besmelede, göz çukurunda hazır, Nazarın ötesinde bir çatış ararsan bakışımdır, Bekleyenlerin var desem, gelir mi soğuk bedenin Gülüşlerin vardı yarında saklı, karşımda sessizliğin, Beni hangi adrese iter yersizliğin, issizliğin, Bu salalar su olup irem bağıma akışımdır. Sana bu yakışır ırkımın cengaveri, soyumun eri, Uzanınca boylu boyunca kutsal ettin şu yağız yeri, Dünyada cilvesine kanmadığın bilmem kaç peri, Liva´ül hamd kenarında sallanan nakışımdır. Balan ağlıyor "ata" diye, ilin efkâr olmuş, Yavuklun "erim" der, gelin efkâr olmuş, Anneciğin ağıta durmuş, dilin efkâr olmuş, Ağıtın adı Türk, Türk bayrak, Türk töre, Türk iman, Bu da benim böylece arşa çıkışımdır. İçten içe bir elif hükmünde ağıt yakışımdır…. TAYLAN BİLGİN   ŞİİRİM Yüreğimde bir çift göz, gök mavisi şiirdir: Kanatları sedeften, pırıltısı sihirdir. Semavi ilhamlarla çağlayarak dökülür, Ardından saf duygular ilmek ilmek sökülür. Günlerimin renginde canlanır başka âlem, Damarımda her damla şiir olur dem be dem. Ah bu şiir sevdası, bambaşka bir sevdadır, Bilseniz derinlerde nasıl gizli dünyadır. Asumanımda güneş toprağı yakar geçer, Hamları pişirirken, ırmağı yakar geçer. Beklenmedik anlarda rahmettir mavi şiir, Yağdıkça kâğıtlara dizeler olur nehir. İnci, mercan, sedeften mısraları salınır, Zordur erişilmesi kıtalara dalınır. Ah bu şiir sevdası, bambaşka bir sevdadır, Bilseniz gecelerde nasıl gizli rüyadır. Kalemidir gemisi, rotasıdır yüreği, Kelimeler harita, kaptanıdır emeği. Özüne dalgalanır yüreğimin engini, Damlalar mürekkebim derya şiir zengini. Yol biter, şiir bitmez; döner durur semazen; Biterse ben biterim söner mavide neyzen. Ah bu şiir sevdası, bambaşka bir sevdadır, Bilseniz yüreğimde nasıl gizli hülyadır. SERGÜL VURAL sergulvural@hotmail.com

ÇOK SATANLAR

  • Cengiz Han`a Küsen Bulut

    Cengiz Aytmatov

    Türü : Roman

    Fiyatı : 7 TL

  • Aldı Sözü Anadolu

    Mehmet Önder

    Türü : Deneme

    Fiyatı : 15 TL

  • Gün Olur Asra Bedel

    Cengiz Aytmatov

    Türü : Roman

    Fiyatı : 14 TL

  • Tüm Liste

EDİTÖRDEN

HABER LİSTESİ

  • Yeni yayınlarımızdan ve kampanyalarımızdan haberdar olmak için kaydolabilirsiniz.
  • Ekle Çıkar